Archive for March 2017

Diz Ağrıları ve Tedavisi

DİZ AĞRILARI VE TEDAVİSİ   Diz vücuttaki en büyük eklemlerden biridir. Diz ağrısının yeri ve ağrının şiddeti, ağrının neden ve nereden kaynaklandığına bağlı olarak değişir. Diz ağrısına eşlik eden bazı belirtiler şişme ve sertlik, kızarıklık, dokunulduğunda sıcaklık, çıtırdama sesi, kilitlenme ya da dizi tamamen düz hale getirememe olabilir. Çoğu önemsiz ağrılar, kendi kendine bakım tedbirlerine iyi cevap verir. Öte yandan sorunun ne olduğuna bağlı olarak dizinizin bir girişimsel işleme de ihtiyacı olabilir.   Ağrılar bizi vücudumuzda bir şeylerin yolunda gitmediğine dair önemli uyarılardır. Sebebi bilinsin bilinmesin, dinmeyen ve günlük hayatı aksatan diz ağrıları için doktora başvurmak en doğru karar olacaktır.   Yaralanmaların neden olduğu diz ağrıları dizdeki bağları, tendonları, diz eklemini çevreleyen ve bursa adı verilen sıvı dolu kesecikleri, kemikleri ya da kıkırdağı etkileyebilir. Diz ağrısına yol açan diz yaralanmaları genellikle şu şekilde sıralanabilir:

  • Patellar tendinit : bir ya da birden fazla tendonun iltihaplanması durumudur. Tendonlar, kemik ve kasları birbirine bağlayan, kalın ve ipliksi kordonlardır. Koşucular, kayakçılar ve bisikletçilerde, üst bacağın ön kısmındaki kasları kaval kemiğine bağlayan patellar tendonda iltihaplanma daha sık görülür. Bu iltihaplanmanın belirtilerinden biri de diz ağrısıdır.
  • Menisküs Yırtığı : Menisküs dokusu dayanıklı ve lastik gibi bir kıkırdaktan oluşur ve kaval kemiği ile uyluk kemiği arasında, bir şok emici gibi hareket eder. Dize ağırlık vermişken ani bir dönüş yapılırsa, yırtılabilir. Menisküs yırtığı daha çok futbolcularda ve dize fazla ağırlık verilen diğer spor dallarıyla uğraşanlarda görülür. Öte yandan dizini zorlayan ve dize sert darbe alan herkesin başına gelebilir. Ağrı, şişlik ve hareketin kısıtlanması, dizde kilitlenme belirtileri arasındadır.
  • Diz Bursiti : Bazı diz yaralanmaları, dizdeki bursalarda (eklem kemiğini saran kesecikler) iltihaplanmaya yol aç Bu kesecikler sayesinde tendonlar ve bağlar eklemin üzerinden yumuşakça kayar. Diz bursitinin ağrı, kızarıklık, şişme ve hareket kısıtlanması gibi belirtileri vardır.
  • Diz Ağrısının Yaralanma Dışındaki Nedenleri Dizin Kilitlenmesi Dizin hareketini kısıtlayan kilitlenme, kıkırdak yırtılmasından kaynaklanıyor olabilir. Yırtılan kıkırdağın bir bölümü diz eklemine doğru kaydığında, dizi düz şekilde tutmakta zorluk yaşanır.
  • Osteoartrit (Eklem Kireçlenmesi) : Osteoartrit ya da bilinen adıyla kireçlenme, yıllar içerisinde, eklemlerde aşınma ve özellikle eklem kıkırdaklarında bozulma nedeniyle meydana gelir. İltihaplı olmayan romatizmal hastalıktır. Kıkırdağın hasar görmesi ağrıya neden olur. Tanı için radyolojik incelemelerde her iki dizin mukayeseli röntgenleri yeterli olur. Hekim lüzum duyarsa kıkırdak kayıp miktarını tespit etmek, meniskus ve bağların durumu hakkında daha çok bilgi elde etmek içi diz MR (emar) incelemesi isteyebilir.
  • İltihaplı Romatizmal Hastalıklar: İltihabi romatizmal hastalıklar (Gut, Behçet sendromu, Ailevi Akdeniz ateşi gibi) hemen her yaşta görülebilir ve sadece eklemleri değil, vücudun tümünü etkiler. Bu gruptaki hastalıklar bağışıklık sistemi bozukluğu ile ilgilidir. İltihaplı romatizmal hastalıklarda ağrı, dizler de dahil olmak üzere vücudun tüm eklemlerini etkileyebilir. Ağrı günlerce sürer ve şişlik, hareket kısıtllılığı, halsizlik, iştah kaybı benzeri belirtiler eşlik edebilir.
  • Osgood-Schlatter Hastalığı : Daha çok büyüme çağında olan ve sporla ilgilenen gençleri etkileyen, ağrılı bir şikayettir. Dinlenme sırasında dizde hafif bir ağrı hissedilir. Diz hareket ettirildiğinde ise ağrı keskinleşir. Zaten durumun kendisi de, dizin aşırı kullanımından kaynaklanır. Diz kapağı altındaki bölgede hassaslık ve şişlik görülür.
  • Kondromalazi patella (Koşucu Dizi) : Bu rahatsızlıkta ağrı dizin ön kısmında olur ve genellikle dizi öne uzatırken bir gıcırdama hissi yaratır. Dizi bükerek uzun saatler oturmak, merdiven inip çıkmak, diz çökmek, çömelmek ağrıyı daha da arttırır. Koşmak gibi dizin sürekli baskıya maruz kaldığı, dizin aşırı kullanımından dolayı bu durum ortaya çıkabilir. Aynı zamanda ayak ve diz kemiklerindeki kötü dizilim ya da dize darbe alınması da bu rahatsızlığa neden olabilir. Genellikle fizik tedavi ö

YENİ TEDAVİLER   Tedavide ilaçlarla tedavi kadar eş zamanlı olarak egzersizler, destekler (Baston, tabanlık, dizlik) kilo vermek oldukça önemlidir.  Ancak ileri evrede olan, eklem aralığında daralma ve eklem sıvısnda azalma olan hastalarda girişimsel tedavi yöntemlerinden diz eklem aralığına ozon  veya hyalüronik asit bileşikleri uyguma, PRP tedavisi, radyofrekans tedavisi, geniküler blok gibi tedavi yöntemlerini de kullanmaktayız. Ozon aktif oksijendir ve ozon tedavisi tek başına hem fonksiyonları arttırıcı, hem şişleri indirici, hem enfeksiyonları kurutucu hem de ağrıyı kesici etkiler göstermektedir . PRP kanın plazma kısmından ayrıştırılarak elde edilen, içinde yenileyici ve ağrıyı azaltan hücreler bulunan kısmıdır.  Doku yenilenmesi ve tamir süreçlerinde etkili bir tedavi yöntemidir. Ozonlu PRP tedavisi eklem hasarlarında, menisküs problemlerinde tercih edilebilecek etkili bir yöntemdir Diz eklemindeki işlev bozukluğu ve ağrı şikayetlerinin rahatlamasını sağlamak   ve eklem içi sıvı miktarını artırmak için hyalüronik asit enjeksiyonları da yapmaktayız Eklem içi radyofrekans işlemlerinde eklem içinde ağrıya neden olan sinirlere ısı verilir. Böylece günlük aktiviteleri yaparken hissedilen ağrı azalır .İşlem sonrasında kas gücünde herhangi bir değişiklik olmaz. Yine geniküler blok yönteminde diz eklemi etrafındaki sinirlere radyofrekans uygulanmakta ve ağrıda azalma sağlanmaktadır Farklı bir yöntem olarak bel bölgesinde bulunan ve dizden gelen ağrı duyusunu taşıyan bir sinir kümesinede (ganglion) radyofrekans uygulamaktayız. Girişimsel tedavi yöntemlerinden fayda görmeyen hastalarımız için cerrahi tedavi önerisinde bulunmaktayız

Görüntüle

Kemik Ağrılarında Vertebroplasti

KEMİK AĞRILARINDA VERTEBROPLASTİ

Vertebroplasti nedir:   Vertebra kırıklarında omurgaların  güçlendirilmesi ve ağrının giderilmesi amacıyla uygulanan ameliyatsız bir yöntemdir. İşlem ameliyathane ortamında, anestezi altında ve görüntüleme eşliğinde yapılmaktadır. Kemik iğnesi kullanılarak omurga gövdesinin kemik çimentosu ile doldurulması şeklinde uygulanır. Uygulanan çimento toz şeklindedir ve sıvı karıştırıldığında önce macun kıvamında iken çok kısa süre içerisinde kemik gibi sertleşen bir maddedir. Sertleşme sürecinde ciddi bir ısı ortaya çıkar. Bu ısı omur içerisindeki sinirleri tahrip ederek ağrının dinmesini sağlar. Vertebraplasti omurga içi kemiğin kuvvetlendirilmesine yönelik bir işlemdir. Vertebroplastinin amacı:   Vücudun ağırlığını taşıyan ve iskeletini oluşturan omurgaların kırıklarında hareket ile şiddetli ağrılar oluşur. Bu ağrılar hayat kalitesini bozmaktadır. Vertebroplasti omurgalarda kırık bölgesindeki alanı doldurarak, mekanik stabilizasyonu sağlar. Gelecekte oluşabilecek  omurga çökmeleri engellenir ve  vertebra yüksekliğİ korunur.Böylece ortaya çıkabilecek omurga çökmelerine bağlı felç ve his kayıpları da önlenmiş olur. Vertebroplasti  uygulaması:   İşlem görüntüleme eşliğinde yapılır (Skopi ya da tomografi). Hasta yüz üstü masaya yatar. Enfeksiyonlara yönelik koruyucu antibiyotik uygulaması, işlem bölgesine  lokal anestezi ve sedasyon sağlandıktan sonra  kemik iğnesi  ile vertebra gövdesine girilerek içerisine kemik çimentosu enjekte edilir.Kemik çimentosu; omurgalardaki kırık yapıların birbirine sürtünmesini önler, omurganın boşluklarını doldurarak kırık bölgelerin yapışmasını sağlar.Böylece mekanik stabilizasyon sağlanmış olur. Vertebroplasti işleminin riskleri : Her girişimsel işlemde olduğu gibi bu uygulamada da ağrının giderilememesi, çimentonun omurga dışına taşması ve buna bağlı ek ağrıların oluşması ya da çimentonun omurga kanalına kaçması ile omurilik  hasarı oluşması gibi bir takım riskler mevcuttur. Eğer hastada yeni bir bel ağrısı başlamışsa, göğüs ağrısı varsa, bacaklarda nörolojik bozukluk ve güç kaybı varsa veya ateşi yükselmişse hemen tedbir alınmalıdır. Uygulamadan sonra hastanın bir hafta istirahati uygundur. Hangi hastalıklarda uygulanabilir:   * Omurga kemiklerinden biyopsi (parça) alınmasında; tanı koymak veya kesinleştirmek amacıyla * Akut omurga kırıklarında  ağrının giderilmesi ve omurganın sağlamlaştırılmasında; * Kronik iyileşmeyen kırıklarda ağrıların giderilmesi ve omurganın sağlamlaştırılmasında; * Onkoloji hastalarında; kanser hastalarında omurga kemiklerine kanserli dokunun yayılmasına bağlı şiddetli ağrıların giderilmesi ve metastazlara bağlı oluşan kırıklarda omurga stabilizasyonunun sağlanmasında; * Kemik erimesine bağlı ağrı ve kırıklarda; * Omurga anjioması ve myelomada da uygulanabilir. Omurga hemanjiomları bazı durumlarda çok büyük olabilir. Vertebroplasti hem kemiğin kuvvetlendirilmesi hemde anjiomanın doğrudan embolizasyonu amacıyla da kullanılabilir

Görüntüle

GÜNCEL BİR TEDAVİ YÖNTEMİ: EPİDUROSKOPİK DİSKEKTOMİ

GÜNCEL BİR TEDAVİ YÖNTEMİ: EPİDUROSKOPİK DİSKEKTOMİ

Bel fıtığı birçok kişinin yaşam kalitesini düşüren, toplumda görülme sıklığı oldukça yüksek olan bir hastalıktır. Özellikle belli bir yaştan sonra hem kadınlarda hem de erkeklerde sıkça görülür. Epiduroskopi de bel fıtığı tedavisinde uygulanan yeni yöntemlerden birisidir.

Epiduroskopi; ucu her yöne dönebilen (fleksibl) bir endoskop yardımıyla epidural mesafeyi incelemek demektir. Omurgamızın arkasında, yukarıdan aşağıya uzanan omurilik ve sinirlerimizin yer aldığı bir kanal bulunmaktadır. Bu kanal içindeki omurilik ve sinirlerin etrafı dura adı verilen bir zarla çevrilmiştir. Bu zarın dış kısmına epidural alan denir. Epiduroskopiyle epidural mesafedeki sinir köklerini, bu kökleri çevreleyen yağ dokusunun etrafında bir problem olup olmadığını ve sinir kökleri etrafındaki yapışıklıkları görebiliriz. Epiduroskopinin, problemi belirlemek ve tedavi etmek üzere iki temel amacı vardır. Bu işlemle, sinir kökleri etrafında ameliyat ya da kötü yaralanma sonrası gelişen yapışıklıkları ve fıtık haline gelen disk parçasını gözlemleriz. Epiduroskopiyle mekanik olarak sinir kökleri etrafına steroid ve ağrı kesici ilaçlar uygulanabilir.

Epiduroskopi işlemi, mikro cerrahi ile ameliyat gerektirmeyecek hastalarda ve yürüme,oturma gibi günlük aktiviteleri kısıtlanan, ağrılarından şikayetçi hastalara uygulanabilir. Yöntem, çoğunlukla fizik tedavi uygulamaları ve ilaç tedavilerinden fayda görmeyen hastalar için geliştirilmiştir. Ayrıca bel bölgesinde birden fazla mesafede yaygın fıtıklaşmaları olan hastalarda başarıyla uygulanabilmektedir. Daha önce bel bölgesinden ameliyat olmuş ancak şikayetleri geçmemiş hastalarda da yararlılığı oldukça yüksektir.

Epiduroskopi, ameliyathanede steril bir ortamda yapılmaktadır. İşlem lokal anestezi ve sedasyonla yapılmakta, genel anestezi uygulanmamaktadır. İşlemin başlangıç kısmında sedasyonla hasta hafif uyutulmakta, işlemin son kısmında hasta işlemi yapan kişiyle irtibat kurabilecek kadar uyanık olmaktadır. İşlem sırasında hasta yüz üstü yatmaktadır. Kuyruk sokumu kısmında yer alan anatomik açıklıktan 3-4 mm kalınlığında kateterle girilerek işlem yapılmaktadır.

Epiduroskopi işlemi sonrası hastalar, önlem ve takip amacıyla bir gün serviste yatırılmakta, daha sonra sorun yoksa taburcu edilmektedir.

 

Görüntüle

BEL VE BOYUN AĞRILARI

BEL VE BOYUN AĞRILARI

BEL VE BOYUN AĞRILARI

 

Bel ve boyun fıtıkları toplumun büyük bölümünü etkileyen yaygın sağlık problemlerinin başında yer alıyor.Her 10 kişiden 8’i bel ağrısından şikayet ederken yaklaşık 1’inde de  bel fıtığına rastlanıyor. Yine her 10 kişiden üçü boyun ağrısından şikayetçi olmakta.Fıtıkların oluşmasında genetik yatkınlığın da önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.Genetik olarak yatkın bu kişilerin kemik, kas ve diğer yumuşak dokularının yapısı bel ve boyun fıtığı riskine daha açıktır.

İnsan omurgası, 33-34 adet kemik yapısındaki omurlardan ve bu omurların arasında elastik bir yapıdan meydana gelen disk denilen kıkırdak yastıkçıklardan oluşur. Omurganın boyun ve bel bölgeleri en hareketli kısımlardır.Bu sebeple günlük yaşantıda yapılan bazı hareketler boyun ve bel omurlarımıza zarar verebilir, disklerin bazı bölgelerde fıtıklaşmasına sebep olabilir.Bu fıtıklar sinir köküne baskı yaparsa ağrı oluşturur ve devamı halinde sinire zarar verebilir. Bacaklara doğru gelişen ağrı ileri dönemlerde sinirlerdeki hasar ve baskı arttıkça his kusurları ve güçsüzlük olarak ortaya çıkar.

Bel ve boyun fıtıklarının en belirgin belirtisi, kol yada bacağa yayılan şiddetli ağrıdır. Ancak bu tek başına yeterli bir bulgu değildir. Genel olarak bel ağrısı olan hasta kendisinde bel fıtığı olduğunu düşünür.Fakat bel ağrısı bel fıtığına bağlı olabileceği gibi Lomber spinal dar kanal dediğimiz omurilik kanalda daralmaya, omurilik tümörüne veya kas iskelet sistemini ilgilendiren diğer hastalıklara bağlı olabilir. Bu yüzden hastanın uzman hekim yardımı alması uygundur.Hastalığın tanısı Röntgen, MR,Tomografi ile uzman hekimler tarafından konulmalıdır.Hastanın şikayeti, belkide basit bir medikal tedaviyle düzelebilecek ya da ciddi bir cerrahi girişim gerektirebilecektir.

Bel ve Boyun fıtıklarında tedavimizin amacı,

1) Ağrıyı ve kas spazmını azaltmak,

2) Hasar gören kısmın iyileşmesini hızlandırmak,

3) Kas gücünü ve hareket yeteneğini yeniden arttırarak günlük yaşam aktivitelerinde kaliteyi arttırmak.

 

Bu amaçla istirahat, ilaç tedavileri, fizik tedavi uygulamaları, egzersizler, ozonterapi ve  çeşitli cerrahi uygulamalar gibi yöntemlerden faydalanılabilir. Uzman hekimler tarafından muayene olunmalı ve tanı konulmalıdır. Cerrahi tedavi seçilmeden önce ozon tedavisi uygulanabilmektedir.

Hastalar genel olarak ameliyatlardan korktukları için alternatif tedavilere başvurmaktadırlar.Fakat çoğu zaman ağrının geçici olarak giderilmesi için seçilen yöntemler ilerleyen zamanlarda mevcut şikayeti dahada artırabilmektedir.Örneğin ağrının ilk başladığı zaman sıcak uygulamaları, masaj ve diğer manuel uygulamalar sakıncalı ve tehlikeli olabilir.

Günümüzde Ozonterapi, omurga ve eklemlerin tahrip edici hastalıkları ve bel-boyun fıtıklarının tedavisinde de çok etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Özellikle omurlar arasındaki yastıkçıkların suyunu kaybetmesiyle başlayarak küçük çatlakların oluşması ile seyreden bel ve boyun bölgesinin ağrılı, tahrip edici hastalıkları ve bu bölgelerdeki çok ağrılı fıtıklar ozonterapiden fayda görmektedir.

 

Ozonterapi, cok geniş bir kullanım alanına sahiptir ve etkileri uzun sürelidir.Özellikle bel ve boyun fıtıkları ile bu bölgelerin ağrılı rahatsızlıklarındaki kullanımı yaygınlaşmıştır. Ozon sadece ağrı kesici etkilere sahip değildir. Vücutta ağrı kesici maddelerin üretimini uyarmakla beraber glikozaminoglikan ve kollajen olarak adlandırılan kıkırdak maddelerinin üretimini ve mineralizasyonu da uyarır. Ozonun bu hastalıklardaki başarısı ve tedavideki  etkisinin uzun sürmesi bu etkileriyle açıklanmaktadır.

Boyun ve bel fıtığında ozonterapi:

Boyun ve bel ağrısında ozon tedavisine karar verildiğinde iki yöntemden biri uygulanır.

1)Fıtıklaşmış diskin  içine uygulanan ozon injeksiyonları

2)Ağrılı omurga bölgesindeki kaslara uygulanan ozon injeksiyonları.

 

Boyun ve bel fıtığına sebep olan, bu bölge kaslarında başlayan kas spazmlarıdır.Tedaviye başlarken asıl amaç kas spazmını iyileştirmek olmalıdır.

 

Her iki yöntemde oldukça faydalıdır.Ağrılı bölgedeki kaslara uygulanan ozon yöntemi, teknik olarak daha kolay ve hızlıdır.Ayrıca anestezi veya sedasyon ihtiyacı yoktur. Ameliyathane ve görüntüleme (skopi )gerektirmeden uygulanabilir. Herhangi bir yan etkisi veya riski olmadan uygulanan ozon tedavisi günlük yaşamınızı etkilemez. Şikayetler genel olarak kaslara yapılan ilk ozon  enjeksiyonundan sonra hafiflemeye başlar. Sırasıyla yapılan diğer enjeksiyonlarla dokulardaki harabiyetin iyileşmesi devam eder ve ağrı giderek azalır. Bu tedavi gerçek bir iyileşme sağlayacağından, şikayetin tekrarlaması da önlenmiş olur.

 

 

Disk içine yapılan ozon enjeksiyonu ise ödemden ötürü şişmiş olan diskin çoğunlukla ilk seferde, küçülmesini sağlar.Fıtıklaşmış diskte görülen genişlemeyi daraltarak ve diskin volumünü azaltarak, sinirlere olan baskıyı ortadan kaldırır. Gerektiğinde tekrarlanabilen bir uygulamadır. Narkoz yada neşter kullanılmadığından, uygulama sonrası hastalar derhal normal yaşamlarına dönebilirler.

 

Fıtıklaşmış diskte kaslara uygulanan ozon, disk içine uygulanan ozon kadar etkili olmayabilir fakat  ağrıyı ilk uygulamadan itibaren büyük ölçüde azaltarak yaşam kalitesini hızla arttırır. Kaslardaki iyileşme sonucunda zamanla kas tutulması da iyileşeceğinden , omurga üzerindeki anormal kas spazmlarının etkisi de azalır, böylece hem ağrı hemde postur bozukluğu düzeltilmiş olur.

 

 

 

 

 

 

 

Görüntüle